A Plague Tale İnnocence İncelemesi

'A Plague Tale İnnocence' Oyun incelemesi 

Asıl konumuza girip oyunun en kuvvetli yönü olan hikayesini anlatalım. Hikayemiz Amicia ve onun küçük hasta kardeşi Hugo’nun bu hastalıktan kurtulmak için verdiğini amansız mücadeleyi anlatıyor. Anlatıyor ama öyle bir anlatıyor ki, uzun zamandır bir oyunun hikayesi çoğumuzu bu kadar içten etkilememiştir. Hem hikayenin bilindik ama kimse tarafından bu kadar derinlemesine işlenmemiş olmasından hem de hikayeyi aktarmadaki kullanılan yöntemlerin çok başarılı olmasından insanı oyun bittikten sonra bile etkisi altına alıyor. Daha oyunun ilk girişinde atmosferiyle bizleri büyüleyen oyun hikayesini oyuncuya aktarmada sakin davranıyor. Böylece karakterleri daha kolay kendimize benimseyip onların duygularını bizde yaşayabiliyoruz.

1300'lü yıllarda kara veba tüm Avrupayı sarmış ve herkes korku içinde düşünüyordu. Hugo da yaşamış olduğu rahatsızlık yüzünden engizisyon mahkemesi tarafından öldürülmek isteniyor. Ana karakterimiz olan ablası da hem peşindeki engizisyon şövalyelerinden kaçmaya aynı zamanda kardeşinin iyileşmesi için aile doktoru olan Laurentius'a ulaşmaya çalışıyor. Kendine özgün bir hikaye olarak gözükmeyebilir ama oyunun bunu bizlere yaşatma biçimi inanılmaz derecede iyi. Oyunlarda her bir mekanik ilerledikçe yavaş yavaş açılır. Ya bir savaşa girmeden önce yada bir engel çıkmadan önce o yeteneği öğrenip oyuna devam ederiz. Ama bu oyunda çoğu oyuna göre garip gelebilecek şekilde koşma yeteneğini engizisyon şövalyelerinden kaçmaya çalışırken öğreniyoruz ve kullanımına başlıyoruz.



Elimizdeki sapanı engizisyon şövalyeleri ile karşı karşıya kaldığımızda kullanıyoruz. Aynı zamanda diğer mekaniklerin hepsini de tam ihtiyaç duyduğumuz zaman kullanabiliyoruz. Mekanikleri oynanış için değil hikayeyi desteklemek için koyulmuş gibi. Buda başarılı bir şekilde uygulanınca, hikaye anlatımı eşsiz bir oyun ortaya çıkmış.

Oyunun atmosfer ise bahsettiğimiz gibi 1300'lü kara veba yayılmış olan Avrupa ve Fransa dönemini bizlere neredeyse kendimiz yaşamış gibi hissettiriyor. Çevredeki herkesin bizi gördüğünde verdiği tepkiler, küçük kardeşimiz hugo'nun nasıl bir sıkıntı içinde olduğunun yavaş yavaş farkına varması ve çevresindeki olaylara gerçekçi tepki vermesi, zaten kuvvetli bir hikaye anlatımı olan oyunu çok daha etkileyici yapıyor. Sadece bunlarla da kalmıyor. Geçtiğimiz köylerdeki çevrenin yaşaması, sokaklardaki insanların bizi görünce kokarak camları ve çerçeveleri kapatarak karakterin üzerine nasıl etki ediyorsa, oynayanın da üzerine bir o kadar etkisini hissettiriyor.

Asobo studio nasıl bu kadar animasyon çeşitliliği sağladı bilemeyiz ama bu tür bağımsız başka oyunlarda alışık olmadığımız bir animasyon tarzı var. Bu şekilde geçtiğimiz her ortamı anlayabiliyor, oyunun atmosferi içinde kendimiz kaybedebiliriz.



Yorum Gönderme

0 Yorumlar